← anasayfa

Teslim Et Dünyaya Kendini — Mikko Harvey

Gölet, buzdan ince bir örtüye
bürünmüştü. Buz yansıtıyordu
etraftaki ağaçları.
Bir kaz uçtu
havadan ve belirdi
buzun perdesinde
çok kısa, geçerek bir taksi gibi.
Sarı işaretler Geçiş Yasak
ve beyazlar “Avcılık Yasak”
İşaretler hayal etmişti
etkinlikleri
yasakladıkları.
Buz düşlemişti
paramparça edilmeyi
bir anda ağır
bir şey tarafından, misal bir piyano.
Kaz özenle
korumuştu - bir kapı eşiğini, annesini
ve bir kemik yığınını içeren -
hayalini.
Düşledim.
hiçbir hayalimin
olmamasını, ve
bundandır ki
daha da saptım
göletten bile

+

Çünkü gençler
her yerde
istediği için yaş almayı,
yemekli davet
istediği için yağmur damlası olmayı, seks
istediği için bir kucaklaşma olmayı, içerisi
olmak istediği için yüzey, kapı eşiği istediği
için bir kaz olmayı - ve inandığı için
harika bir kaz olabileceğine
şans verilse -
ufacık gergin
ağız sesleri istediği
için bir senfoni olmayı, semptom
istediği için hastalığın tümü olmayı,
ve gecenin sonunda
işini beceren tüm şakalar
gizlice merak etti
acaba nasıl bir histi
beceriksiz
şakalar olmak.

+

Tak tak.
Kim o - yardım, lütfen,
Tuzağa yakalandım
kendime yazdığım
bir senaryonun içine.
Neredeyse hissetmiyorum
hiçbir şey altında
bu absürd kıyafetlerin
her sabah
büründüğüm,
öyle ağırlar ki
tam olarak beni öldürmeseler de
zarar veriyor en azından kutsal
tavşana yaşayan
içerimde —
Hayır, Ben iyiyim
sakince ara verirken
patisini temizlemeye.
Endişeni
kendine sakla. Ve
sevdiklerine,
tabii ki.
Tamam, peki.
Yani, evet,
tavşan iyi. Ki bu harika.
Ama yine de.

+

Yine de, yaşamın gerçekten
haline gelmişse
bir döngüsüne
yangın çıkartmanın, kısa süreliğine
onlara tapmanın
ve sonra ertesi sabah
ayıklamanın yanmış
kalıntıları en
gizemli küçük
odun parçaları için, siyah ve parlak,
eve götürmenin onları
ve dizmenin
odandaki bir rafa —
Bu vesileyle, sana
hatırlatmak isterim
kediyi
büyükannenin hikayesindeki,
yakalanan
bir ayı kapanına, eve dönen
bir hafta sonra, ezilmiş,
kemikleri görünen
ve enfekte olmuş
arka ayağıyla.

+

Burası kırsal
Finlandiya, savaş zamanı,
çağırmaya yok veteriner.
Ailenin köpeği - cömertçe
veya içgüdüsel olarak - başlar yalamaya
iltihaplı yarayı,
dener temizlemeyi.
Fakat günler geçer ve
bacak iyileşmez.
Sonunda bu köpek, bir
hemşire kadar hafif, tüm kaval kemiğini
dişleriyle kavrar
ve hiçbir şey bırakmadan
koparır. Muhtemelen onun
hayatını kurtardı, büyükannen
gülüp, bırakırken
çatalını.
Ve evet, hepimiz kabul
edebiliriz ki
o iyi bir köpekti.
Aferin oğluma, aferin oğluma,
aferin oğluma,
aferin oğluma

+

fakat kedideydi iş
hatırlatmak
isterim.
(seslenir mi başka
hayvanlar kendilerine, hele hiç
görmezden gelirler mi
buzdolabının üzerine
yapıştırmakta ısrar ettikleri
olumlama notunu
her sabah aceleyle
filtrelenmiş suya uzanırken elleri?)
Kedi biliyordu
yardıma ihtiyacı olduğunu
ve usluca oturmuştu ki
köpek yapabilsin diye
hayalin erişemediğini.

Oysa ayı kapanının tek istediği
bacak olmakken etrafına
kapandığı.