← anasayfa

Şehidin Gecesi (Karanlık Düşünce) — Jason Bahbak Mohaghegh

Jason Bahbak Mohaghegh’in Night: A Philosophy of the After-Dark kitabının sonuç bölümünün (“Şehidin Gecesi (kara düşünce)”) çevirisidir. Mirza Küçük Han’ın tarihsel ve siyasi bir portresi için Yalçın Küçük’ün Sırlar kitabının dördüncü bölümüne bakılabilir.


Bu sonuç bölümü, yirminci yüzyılın başlarında dağlara kaçıp gece göğünün altında donarak ölen, müphem bir gerilla liderinin tarihsel vakasına tutunarak, metnin son öncüllerini - geceleyin-ölüşün ve gecenin-ölüsünün öncüllerini - barındırır. Bu suret tek başına geceye dair son bir felsefeye ve son geceye dair bir felsefeye doğru ilerlemeye yeter.

* * *

Gece en küçük, en narin tecellisini şehidin gözlerinde bulur.
  Bir Gece onun fotoğrafını bulmak —kasten ya da tesadüfen— düşünceyi belirli bir ıstıraba gömmektir.
  Çünkü Gece bağlıdır trajik örüntülere.

Şehidin gözleri şefkatlidir, hikayenin kötü bir şekilde biteceğini bilecek kadar.
  Fakat onun gece-mahvoluşu, bir tür kavramsal masala atılmamızı sağlıyor.
  Çünkü Gece bağlıdır masalcının kederine. (her şey sona erer)

Başta onu ormanlarda tahayyül ederiz Geceleyin-saklanırken, açlıktan yorgun düşmüş, iliklerine kadar üşümüş, nemli toprakta uyurken.
  İsyan eylemlerine adanmıştır o; zalim bir kralla savaşır, ve hareketlerini gizlemek için gölgeyi kullanır.
  Çünkü Gece bağlıdır gizlenmeye.

Ağaçlarla örtülü bu uzun geceler belirli tarzda düşünceler için müsaittir.
  Aşikar ayrılıkların düşünceleri (aileden, sevgililerden), olası zaferlerin ve kayıpların düşünceleri (kadercilik mücadelesi); ama sonra giderek daha tuhaf düşünceler, sürünüp dolaşan böceklerin ve hayvanların ortasında insan tecrübesinin beyhudeliği. Elleri, parmak boğumları, tırnakları başkalaşmış görünüyordur.
  Gece’deki bu tefekkür yalnızlığı neredeyse-liserjik bir duyumsamadır.
  Çünkü gece bağlıdır hayrete.

Yıllar sonra buluruz onu, esip geçerken şehirlerde Geceleyin-koşmaktadır, nefesi sağ omzuna asılı tüfek gibi ağırdır.
  Uzundur çoğundan, ve siner tespit edilmemek için, ta ki kralın muhafızlarını ve askerleri düşürmek için yükselene kadar. Öldürür böylesi nadir gece-vesilelerinde, gerçi fotoğraf şiddetten keyif almayan gözlerini yakalamıştır. Devrimci intikamın haz-ilkesi yoktur, ve insan, zaruri cinayet edimlerinde bile onun nazik bir dokunuşa sahip olduğunu hayal eder.
  Çünkü Gece bağlıdır ayaklanmaya.

Çeteleri yükseklerdeki açıklıklardan inip feodal derebeylerinin evlerine sızar Geceleyin.
  Öfkeye muktedirdir. Zulmedenleri rehin alır ve sağ salim teslimleri karşılığında istediği yüklü meblağlar daha sonra yoksullara, açlara ve ezilmişlere dağıtılır.

Yine de, onun siyasi yönelimleri ilgilendirmez bizi. Yalnızca onun yıkıcı eylemlerini çevreleyen ve görünen o ki başkaları derin uykudayken çekilmiş tek bir görüntüye sızmayı başarmış olan o loşlukla ilişkisinin izini sürmek için bulunuyoruz burada.
  Radikal yumuşaklığının sırrı için buradayız.
  Çünkü Gece bağlıdır hem mülkiyete hem mülksüzlüğe.

Neredeyse bir on yıl kırılgan zaferle dolu geceler - kırsal öte-dünyasını dışarıdaki kuvvetlere kapatıp mühürlemiştir; halkını bu yeşil sığınağın içinde, hizbi direnebildiği müddetçe barikat ardına almıştır.
  Adı efsaneyle anılır hale gelir, civar topraklarda gece ateşlerinin başında konuşulur.
  Halihazırda bir insandan çok hayalet bir surettir; bekleyen sonun ilk damlasını haber vermektedir bu.
  Şimdi vakit tükenmekte.
  Çünkü Gece bağlıdır geri sayıma.

1920 civarında çekilmiş bu siyah-beyaz fotoğrafta, ölümü eli kulağında olan birinin kara göz bebeklerine doğrudan bakarız; yakında-ölecek-oluşa, genç-ölüşe, çok-erken-ölüşe. Yoksa mesele, bir zamanlar bir başka hayret verici kaybın dediği gibi, doğru vakitte ölmek midir?
  Yakında bir Gece dehşetli bir geçitle karşılaşacaktır bu şehit; neredeyse başka türlüsü olması mümkün değilmiş gibidir; yüzü, Kuzey vilayetlerinde silinip giden ayı takip eder.
  Çünkü Gece bağlıdır kayboluşa.

Gece eninde sonunda ona kaçınılmazlığın kendisini hatırlatır.
  Şehit, hikayesinin kaçınılmaz sönüşünü daha fazla sürdüremez, zira Gece’nin kendine özgü bir açgözlülüğü vardır: bir koleksiyoncudur, en değerli şeyleri istifler, bir çelenk örer bir-vakit-cesurlardan.
  Cengel hareketinin önderiydi; şimdi ise orman ona el koyacak (kırk birinci yaş gününden öteye yaşlanmayacak).
  Çünkü Gece bağlıdır tahtını terketmeye.

Son kuşatmanın Gecesi aynı kış gerçekleşir ve onu yakınlardaki tepelere kaçmaya zorlar.
  Şehit bekler, dayanır; bulunmuştur daha önce de burada, ustalaşmıştır beklemekte.
  Saçı sakalı uzamış ve yabanileşmiştir; düşük sıcaklıklarda tutulmuştur ciğerleri.
  Bir süreliğine uzanmıştır bir gece yarısının eşiğinde, beyaz solukları zifiri karanlık havada kristalleşir.
  Uyuşurken bedeni sakindir o; kar ona kefen olur.
  1921’de dağlarda donarak ölür.
  Çünkü Gece bağlıdır dehşete.

Koleksiyon Gecesi iğrenç yöntemlerin ortasında gerçekleşir, aristokrat bir vali, donmuş cesedi alır ve başını yeni askeri-krala hediye eder.
  Yarı-açık gözleri halen güzeldir, grotesk bağlamlarda bile.
  Bu şehidin kesilmiş başına dair kayda geçmiş iki ayrı görüntü vardır, sofrasını süslesin diye küçük bir hükümdara gönderilmiş, daha sonra başkentte bir asma köprünün tepesine yerleştirilmiştir.
  Sanki bütün gerçeklik böylesi sembolik iktidar gösterilerine dayanıyormuş gibi, uğursuz hatırlatmalardan başka hiçbir şey.
  Onun yerinden edilmiş tacını tasavvur ettiğimizde, mimetik bir utançla kendi başlarımızı öne eğeriz.
  Çünkü Gece bağlıdır müstehcenliğe.

İdeolojik rejimlerin zavallı güneşine karşı, şehidin bakışının Gecesi ilham verecektir bize.
  Ne var ki ilham, deliliğe yakın bir şeydir, zayiçe ile gölge oyununun bir karışımı (kasten bilinmeyenin taktikleri). Psikanaliz, travmatik deneyime çok fazla nedensel önem verir, zira deliliği sadece psikopatik uçlarda düşünmeye dair erken önyargıdan hep muzdarip olmuştur. Fakat Gece’nin ortaya koyduğu şey, daha düşük dereceden imalara karşı belirli bir hassasiyet/duyarlılığın, daha incelikli mecnunî kudretlerin elde edilmesiyle sonuçlanabileceğidir: biraz paranoyak kabiliyet, biraz manik kabiliyet, biraz delüzyonel kabiliyet, biraz şizofrenik kabiliyet, biraz obsesif kabiliyet, biraz melankolik kabiliyet. Bunlar büyüleyici ve canlandırıcı özelliklerdir ki Gece, zihni başka yerlere götürmek için doğru minimalist tetikleyicileri ve düşük dozlu imaları bunlar için sağlar.
  O halde bu manzara, geç saatlere dair onca keşfimizi sonuca bağlasın; hepsi, hem Gece’nin elleriyle hem Gece’nin uğruna Geceleyin ölmeye yazgılı yalnız bir varlığın unutulmuş hüznünde ve müphem gözlerinde son bulsun. Gecenin-ölüsü olmak.

Mirza Küçük Han'ın 1920 civarında çekilmiş fotoğrafı
Mirza Küçük Han (Cengelî). Gilan Vilayeti, İran. 1880–1921.